Uzun zamandır çalıştığım şirketlerin verdiği, çoğunlukla da Mac bilgisayarlar kullanıyordum. Açıkcası en son ne zaman kendi bilgisayarıma sahiptim, ne zaman ve kaça sattım, hatırlayamıyorum bile.

Bir dönem kendi masaüstü bilgisayarlarımızı topladığımız, bilgisayar fiyatlarının ulaşılabilir olduğu bir dönem vardı. Mac’ler belki yine pahalıydı ama bilgisayar fiyatları hiç bir zaman erişilmez değildi. Geldiğimiz noktadan ciddi anlamda endişe duyuyorum. Özellikle içinden geçtiğimiz pandemi sürecinde, eğitimin bile internetten yapıldığı bir dönemde öğrencilerin, yeni mezunların iyi bir bilgisayara erişimi oldukça zorlaşmış durumda. Üstelik sadece maddi bir durumdan söz etmiyorum; fiyat artışları nedeniyle üreticilerin üst modelleri getirmediği ya da sınırlı getirdiği bir dönemi yaşıyoruz. Yüksek performans verebilecek cihazları piyasada bulmak bir hayli zor.

2012’de iPad ile SSH üzerinden kod yazmaya çalışırken..

2012’de iPad ile SSH üzerinden kod yazmaya çalışırken..

2020 başlarına kadar şirketin sağladığı 8 GB belleğe sahip bir Macbook Pro (2014) kullanıyordum. dataroid‘deki günlük çalışma tempom içerisinde birden çok container’ı ayağa kaldırmam, kod değişikliklerini test etmem vs gerektiği için bilgisayar yetmiyor ve bu nedenle de Kafka, Elasticsearch vb. bir çok bağımlılığı sandbox ortamımızdaki sunuculardan kullanmam gerekiyordu.

Şirket 2020 içerisinde, belli ihtiyaçları olan takımlar haricindeki herkesin bilgisayarlarını Dell Precision 5530 ile yenileme kararı aldı. i7 serisi Intel CPU, çift GPU (Intel + NVIDIA) ve 64 GB belleğe sahip bu makine, yaşadığım sıkıntıların çoğunu giderdi. Elbette böyle bir geçiş, işletim sistemiyle ilgili bir seçim yapmam anlamına da geliyordu. Neyse ki bu modelin tamamen Linux uyumlu bir model olması ve IT’nin onay vermesiyle Ubuntu kullanabiliyorum. 18.04 LTS ile başladım, 20.10 ile devam ediyorum. 🤙

Masaüstü Linux deneyiminin, 2010’dan bu yana geldiği nokta beni son derece memnun etti. Performans, kararlılık, donanım desteği, uygulama çeşitliliği anlamında ciddi yol kat edilmiş ve bununla da yetinilmemiş; Steam vb. platformlar üzerinden hem doğrudan Linux desteği olan oyunları, hem de azımsanamayacak kadar fazla Windows oyununu sorunsuzca (ve hatta yer yer Windows’dan daha hızlı olacak kadar) oynayabiliyorsunuz.

Vaktiniz olursa reddit’teki r/unixporn bölümüne göz atmanızı öneririm. GNOME masaüstünün Big Sur’e ne kadar benzetilebileceğine dair bir video’yu da şuraya bırakayım:

2017’den itibaren döviz kurlarındaki artış nedeniyle tekrar kendime ait bir bilgisayarım olmasının iyi olabileceğini düşünmeye başlayıp araştırmalara başladım. Listemde şu modeller vardı:

Modellerle ilgili düşüncelerimi yazmadan önce kriterlerimi de belirtmemde fayda var:

  • Uzun pil ömrü (tercihen tüm günü geçirebilmeliyim)
  • Hafiflik (< 1.5 kg)
  • Birinci sınıf Linux desteği
  • 13-14 inch boyutlarında olması
  • Kaliteli bir touchpad ve klavyesinin olması
  • (Tercihen) AMD platformunda olması; olamıyorsa Intel Xe platformunda olması
  • (Tercihen) Tamamen ya da maksimum derecede açık kaynak olması (ör: coreboot desteği)

Şimdi gelelim modellere…

Monster Huma H4

Tüm bu markalar arasında en rahat erişimim olan Monster olmasına rağmen; Monster’ın herhangi bir Linux uyumluluk garantisi vermemesi nedeniyle elim gitmedi. Bu arada İzmir’deki dükkanlarına gidip cihazı inceleme fırsatı buldum; Clevo şasi kullanmalarına rağmen oldukça şık ve hafif bir bilgisayar olduğunu söylemeliyim.

Dell XPS 13

Taşınabilirlik ve incelik kategorisinde senelerdir birinciliği kimselere kaptırmayan Dell XPS 13, en uzun süredir radarımda olan modeldi. Epeyce bir süredir, Canonical ile birlikte Project Sputnik adında heyecan verici bir proje yürütüyorlar. Bu nedenden ötürü bir Developer Edition almak istiyordum ancak bu model, Türkiye’de satılmıyor. Hatta Dell XPS 13 modelinin güncel serileri oldukça uzun bir süre ülkemizde satışta değildi. Bugüne kadar AVM’lerdeki mağazalarda hiç bir zaman bir Dell’e denk gel(e)medim. Dell’in, Türkiye’de daha çok kurumsal tarafa odaklandığını ve gerisini umursamadığını düşünüyorum.

2020 ve 2021 yılları içerisinde Dell, Lenovo gibi bilgisayar üreticileri, çeşitli Linux dağıtımcılarıyla anlaşmalar yaparak Fedora ve Ubuntu yüklü olan bilgisayarların artık çevrimiçi mağazalardan, tıpkı Windows yüklü bilgisayarlar gibi rahatça satın alınabileceğine dair çokça duyuru yaptılar. Ancak bu durum maalesef gerçekleşmedi.

Dell’in ABD sayfalarında Ubuntu olan modellere bazen rahat, bazense oldukça zor ulaşılabiliyor. İşin daha da can sıkıcı tarafı; farklı ülkelerde farklı yapılandırmalara yer verilmesi ve sık sık değişmesi. (bir sonraki ziyaretinizde bulamayabiliyorsunuz) Developer Edition’a ise ABD dışında ulaşmak neredeyse imkânsız.

Starlabs Starbook Mk V

Dell dışında saydığım tüm modeller mutlaka Clevo‘nun bir şasisini farklı yapılandırmalarla sunuyorlar. Starlabs ise bu noktada farklı bir yol izliyor. İngiltere’de bulunan şirket Türkiye’ye gönderim ve diğerlerine göre daha ulaşılabilir fiyatlarda üretim yapıyorlar.

Bu ay içerisinde lansmanı yapılan Starbook Mk V öncesindeki modeller teknik anlamda yetersiz kalıyordu. Bu modelin ise System76 Lemur Pro’ya iyi bir alternatif olduğunu düşünüyorum. Lemur Pro almamış olsaydım muhtemelen bu bilgisayarı alırdım.

TUXEDO InfinityBook S 14

Almanya’da bulunan TUXEDO, piyasanın eski oyuncularından. Farklı pek çok modelleri var ancak hepsinde Clevo‘nun şaselerine yer veriyorlar. Daha önce, bunların bir çoğu oldukça hantal göründüğünden bana hitap etmiyordu. Yukarıda bahsettiğim model ise Lemur Pro ile aynı kasayı kullanıyor. Ayrıca yine beğendiğim, farklı şaselere yer verdikleri; hatta AMD Ryzen platformunu kullandıkları modelleri de mevcut.

TUXEDO’nun bence bir kaç önemli artısı da var:

  • Bir çok modeli Türkçe klavye düzeniyle yollayabiliyorlar.
  • Benim beğendiğim model de dahil olmak üzere; bir çok modele LTE modülü eklenebiliyor.
  • Türkiye dahil pek çok ülkeye gönderim yapabiliyorlar.

System76 ve Starlabs’dan sonra bir gözüm hep TUXEDO’da idi. Intel Iris XE platformuna sahip modelleri sanırım biraz geç açıkladılar ve bence System76 ve Starlabs’a göre en büyük eksiklikleri, coreboot’un yokluğu ve rakiplerine göre fazla bir değer üretmiyor oluşu diyebilirim.

Slimbook Pro X

İspanyol Slimbook yine bir süredir izlediğim, Monster ile aynı (Clevo) kasaları kullanan bir üretici. AMD Ryzen serisi CPU ve GPU ile ürettikleri KDE Slimbook gibi modeller oldukça ses getirmiş olsa da benim düşündüğüm model Pro X idi. Hem gönlümde yatan aslanın System76 olmasından, hem de benim bu modele baktığım dönemde bu bilgisayarın çok yeni olması nedeniyle bu modeli de gözardı etmek durumunda kaldım.


System76’a geçmeden önce değinmem gereken son 1-2 konu daha var. Bilgisayarları incelerken kriterlerime uyan üreticilerin yalnızca 1 modelini baz alarak araştırmamı yapmaya çalıştım. Her model için Youtube, çeşitli internet siteleri ve reddit’teki incelemeleri ve altlarına yazılan yorumları detaylıca taradım. Olumsuz yanları not aldım ve aradan geçen zamanda üreticilerin bu sorunları çözüp çözmediklerini anlamaya çalıştım.

Örneğin; Dell XPS 13 gibi bir bilgisayar için internette sıkılacağınız derecede fazla sayıda inceleme mevcut. Ancak bu incelemelerin neredeyse tamamı Windows ile yapılmış ve Developer Edition incelemesi ya yok ya da oldukça eski zamanlara ait. Benzer şekilde; yukarıda listelediğim bilgisayar modellerine ait incelemeler de oldukça sınırlı ya da eski. Hele ki; birbiriyle karşılaştıranlar ise çok çok daha nadir.

Lemur Pro özelinde benim en beğendiğim ve faydalı olduğunu düşündüğüm inceleme Steve’e ait.

Faydalandığım diğer kaynaklar şöyle:


System76

System76, ABD’de (Denver/Colarado) bulunan ve birincil önceliği Linux masaüstü, dizüstü ve sunucu bilgisayarlar üretmek olan bir girişim. Saydığım tüm üreticiler arasında adından en çok söz ettiren firma olmasının başlıca sebepleri arasında coreboot desteğini, Lemur Pro’nun pil performansını ve Thelio serisini sayabilirim. Ayrıca dün itibarıyla yalnızca bir bilgisayar üreticisi olmaktan çıkıp bir de klavye üreticisi oldular. Ubuntu tabanlı Pop!_OS adını verdikleri işletim sistemiyle de hatırı sayılır bir kullanıcı kitlesine ulaşmayı başardılar. (bu konuya ayrı bir yazıyla yer vermeyi umuyorum)

Özellikle Lemur Pro, (aldığı son donanımsal + yazılımsal güncellemeler sonrasında) yazının başında saydığım kriterlerin neredeyse tamamını sağlıyor. Bunun yanısıra; System76’nın şirket olarak benimsediği vizyon ve değerler ile özellikle dizüstü bilgisayar üretiminde benimsedikleri yöntemlerin beni çok etkilediğini söylemeliyim ki yazının geri kalanında bundan bolca bahsetmek istiyorum.

Neden System76?

Çünkü;

  • Tüm bilgisayarlarında Linux’a öncelik veriyorlar.
  • Tüm dizüstü bilgisayarlarında öntanımlı olarak coreboot firmware kurulu geliyor.
  • Tamir hakkını açık bir şekilde savunuyorlar.
  • Bilgisayardaki herhangi bir sorunla ilgili doğrudan destek alabiliyorsunuz. Hatta bir kaç saat içerisinde firmware güncellemesi yaparak sorununuzu çözebiliyorlar.
  • Linux için hep hayal ettiğim yakın işletim sistemi (Pop!_OS) & donanım desteği
  • Uzun vadede tüm bilgisayarlarının şemasını, donanım dökümanlarını GPLv3 ile yayınlamak ve isteyenin basıp üretebileceği, modifiye edebileceği bir vizyona sahipler. (Launch adını verdikleri klavye tasarımına kadar GPLv3 ile dağıtılıyor ve tüm bunlara GitHub’dan ulaşılabiliyor)

Tamir Hakkı (Right to Repair)

Yeni nesil bilgisayarların çoğunda, son kullanıcı olarak hepimizin çok da farkında olmadığımız bir problem var. Yeni nesil bilgisayarlar giderek hafifliyor ve inceliyor. Hepimizin temel kriterleri arasında olan bu duruma ulaşabilmek için nelerden vazgeçildiğine maalesef çok kafa yormuyoruz.

Apple’ın yoğun şekilde önayak olduğu bu trend nedeniyle bir çok kritik bileşen, bilgisayarın anakartına lehimleniyor. Bu sayede; yerden ve ağırlıktan kazanç sağlandığı gibi, tamir gerektiren durumlarda doğrudan anakart değiştirilerek hem kazanç sağlanıyor, hem de üretim kolaylaşıyor.

Yukarıdaki tweet’in altına yazdığım bir yorumda, benim de yeni öğrendiğim, TBW‘den bahsetmiştim. Toplam Yazılan Bayt olarak çevirebileceğimiz bu değer, bilgisayarınızda takılı olan SSD diskin ömrünü ifade ediyor. Bu değere ulaşıldığında maalesef disk kullanılmaz hale geliyor. Diskiniz ana kartınıza lehimlenmiş durumdaysa geçmiş olsun. Nasıl olsa bu değere ulaşamam demeyin. Yazıyı yazan kişi, bilgisayarını biraz amacı dışında kullanıyor gibi görünse de bahsettiği sorun bununla doğrudan ilişkili değil ve herkesin başına gelebilecek bir sorun.

Şarj cihazlarının telefon kutularından çıkarılmasında çevresel nedenler ne kadar etkiliyse, bilgisayarların incelmesi ve hafiflemesi için her şeyin lehimlenmesi de aynı ölçüde etkili desem yanlış olmaz. Hafif ve ince bir bilgisayara sahip olmak için fedakârlık etmek zorunda değilsiniz! Çevreci ve tüketici haklarını gözeten bir iş modeli ve bunun etrafında şekillenen bir aksesuar pazar alanı inşa etmek mümkün! Üstelik System76 bu konuda çalışan tek üretici de değil. Dün piyasaya çıkan Framework, bu konuda oldukça iddialı bir girişim. Başarılı olmalarını can-ı gönülden istiyorum. Lemur Pro almamış olsaydım; muhtemelen Framework’ün DIY Edition‘ı için $100 kaparo yatırmayı ciddi ciddi düşünürdüm.

System76 ana geliştiricilerinden biri olan Jeremy Soller‘ın, Louis Rossman ile yaptığı röportajda beni çok şaşırtan/etkileyen bazı notlarımı paylaşmak istiyorum:

  • Tüm bilgisayarlarını 10+ sene dayanacak şekilde tasarlıyorlar ve tüm iş modelini bunun etrafına konumlamışlar.
  • Asus, Dell, HP vb. bir çok üretici Tayvan’daki bilgisayar üreticilerine bel bağlamış vaziyette. Bilgisayarların kasaları, bu kasalara uyumlu anakartlar ve anakartlar üzerinde çalışan firmware’ler bu firmalar tarafından üretiliyormuş ve herhangi bir problem çıktığında çözümü yine bu firmalardan bekleniyormuş.
  • System76, açık kaynak firmware geliştirmek için Clevo’dan cihazların şemalarını alabiliyor ve bunları (isteyen) müşterileriyle paylaşabiliyor.
  • Cihazlarda kullanılan bir çok parçanın yedeğini almak mümkün ve nasıl değiştirilebileceğiyle ilgili sitelerinde dökümanlar mevcut.
  • Çoğu üretici için marjlar oldukça düşük: ~%5

Linux 4 Everyone podcast’i için Jason Evangelho‘nun, Jeremy Soller ile yaptığı bölümleri mutlaka dinlemenizi tavsiye ederim:

ABD’de şu aralar Tamir Hakkı konusunda ciddi bir lobi faaliyeti yürütülüyor. Şimdilik büyük bir başarı sağlayabilmiş değiller ancak takip etmekte fayda var.

coreboot & EC firmware

coreboot, pek çok mimariyi destekleyen, açık kaynak kodlu bir firmware’dir. Bilgisayarın başlatılabilmesi için gerekli olan kod dışında bir şey içermez ve gerisini işletim sistemi seviyesine bırakır. Bu nedenle de coreboot’u kullanan bilgisayarlar hızlı başlamalarıyla (boot) bilinirler.

EC (Embedded Controller) firmware adı verilen ikincil firmware ise bilgisayarın (fan çalışma eğrileri, klavye düzeni vb.) diğer bazı önemli işlevlerini yönetiyor. Bu ikisinin ayrı olması, aslında sorunların ayrıştırılmasını (separation of concerns) ve kişiye/modele özel özelleştirme yapılmasını kolaylaştırıyor.

System76, açık kaynaklı firmware kullanarak bilgisayarlarının kapalı kaynak kodlu firmware’lere kıyasla pil performansı, fan çalışma eğrileri, genel performans anlamında daha iyi ve hızlı çalıştığını iddia ediyor. EC firmware’in GitHub sayfasına bakarsanız belli konularda sıklıkla PR aldıklarını ve bunların gelişerek kullanıcının hayatında olumlu değişikliklere yol açtığını görebilirsiniz. Örneğin Jason Evangelho‘nun Forbes için yazdığı bir inceleme/karşılaştırma yazısında, Lemur Pro’nun diğer modeller karşısında bazı eksikliklerini olduğunu görmesi ve bunu System76 mühendislerine bildirmesi sonrasında, kısa sürede yapılan performans iyileştirmelerinden bugün tüm Lemur Pro kullanıcıları faydalanıyor.

Lemur Pro&rsquo;nun herkesçe eleştirilen PgUp &amp; PgDn tuş düzeni

Lemur Pro’nun herkesçe eleştirilen PgUp & PgDn tuş düzeni

Bir de kendimden örnek vereyim. Yukarıdaki görselde de gördüğünüz üzere; Lemur Pro’nun Page Up & Page Down tuşları maalesef yön tuşlarıyla dipdibe. Bu durum nedeniyle herhangi bir şey yazarken sıklıkla bu tuşlara basıyor ve saçma sapan sorunlar yaşıyordum. Şu sayfada yazan yönergeleri takip ederek EC kodunda bu tuşları sol ve sağ olarak yeniden düzenledim ve Fn tuşuna basıldığında PgUp & PgDn olarak davranmalarını sağladım.

Elbette EC güncellemesinin yanlış gitmesi sonucu bilgisayarımı geçici bir süre kullanamama riskim de mevcut ancak bu özgürlük ve klavye düzenimi tamamen değiştirebiliyor olmak çok daha önemli. Öte yandan bu tür düzenlemeleri EC güncellemelerinden bağımsız hale getirmek ve hatta işletim sistemi tarafından kontrol edilebilir hale getirmek için de bir PR mevcut.

Nasıl aldım?

System76 hali hazırda 64 ülkeye gönderim yapıyor. Türkiye, maalesef bu ülkeler arasında yer almıyor. ABD ile Türkiye arasındaki ticaret sözleşmeleri maalesef bilgisayarların ticaretine olanak sağlamıyormuş. Bu konuda İngiltere ve AB ülkeleriyle sorunumuz yok. ABD ile sorun yaşamamıza şaşırdım ama konunun detaylarıyla ilgili yeterince bilgi de alamadım.

Aklıma ilk gelen çözüm, İngiltere’deki dayıma yollayıp oradan bir şekilde Türkiye’ye getirtmek oldu. ABD’den İngiltere’ye kargo ücreti ~$120 tutuyor. Bu vesileyle öğrenmiş oldum ki; bu fiyatın üzerine, bir de İngiltere’ye girişte %20 civarında vergi (VAT) ekleniyor. Ayrıca İngiltere’nin sınırlarını kapatmış olması nedeniyle bilgisayarı ne zaman teslim alabileceğim net değildi. Oradan Türkiye’ye gelirken de gümrüğe takılma durumunu düşününce bu ek masraflara girmeden halledebilir miyim diye araştırmaya başladım. Ne de olsa vergiden kaçınmak ata sporumuz.

İşte tam da bu noktada karşıma amerikapostam.com adındaki site çıktı. Çok kabaca; ABD’den aldığınız ürünleri size verdikleri adrese yönlendiriyorsunuz. Gelen her ürün için ayrı ayrı bilgilendiriliyorsunuz. Ve istediğiniz an, dilerseniz (küçülterek masrafları düşürmek adına) yeniden paketleme de yaptırarak, Türkiye’deki adresinize göndertebiliyorsunuz. Elbette kargo ve gümrük bedellerini ödedikten sonra. 😊 ABD’deki sitelere ödemede sorunlar yaşıyorsanız talep etmeniz durumunda sizin adınıza satın alma da yapabiliyorlar. Tüm bu detaylara sitelerinden ulaşabilir, sorularınız varsa da Whatsapp’tan iletebilirsiniz. Ben Whatsapp’tan sorduğum tüm sorulara hızlı ve net cevaplar aldım. Hem sitelerinden, hem de Whatsapp’tan güven verdikleri; hem de Ekşi Sözlük‘te son derece olumlu yorumlar gördüğüm için alışverişimde bu siteyi tercih etmekte bir sakınca görmedim.

System76’in sitesinden alışverişimi papara‘ya ait sanal kartımla yaptım. Siparişi verdikten kısa bir süre sonra telefonla arandım ve kartın gerçek sahibi olduğumun teyidi amacıyla, kart ekstremdeki harcamaya ait kodu kendileriyle paylaşmam istendi. Bunu da yaptıktan sonra siparişim onaylandı ve fabrikaya iletildi.

Küresel çip krizi nedeniyle siparişimi bir an önce vermek istediğim için, ilk olarak İngiltere’ye gidecek şekilde sipariş verdim. (İyi ki de vermişim çünkü kısa süre sonra sitedeki tüm bilgisayarlar tükendi; bu yazıyı yazdığım esnada hala da stok eklenebilmiş değil) Ancak sonradan amerikapostam.com’a yollayacak şekilde değişiklik yaptım. Konuyla ilgili System76’a ulaştım; kısa sürede değişikliği yapıp ~$88’ı kartıma iade ettiler.

Bilgisayar yaklaşık 2 hafta içinde amerikapostam.com’a ulaştı ve yaptıkları ölçümlere dair bir resmi de içeren, cihazın kendilerine ulaştığını teyid eden bir e-posta aldım. Bu aşamada yeniden paketleme için bir tercih yapmam gerekiyordu. System76’ın bilgisayarı göndermek için kullandığı kutu, olası hasarlara karşı bilgisayarı oldukça iyi koruyacak (ve olur da geri göndermem gerekirse diye tekrar kullanılabilir) şekilde tasarlanmış. Türkiye’ye gelirken hasar görmesini göze alamadığım için yeniden paketleme talep etmedim. (Yapsaydım 13 LBS olan paket ~3 LBS civarına düşecek; kargo fiyatı da 1/3 oranında düşecekti)

Sonuç olarak; amerikapostam.com’un hesapladığı kargo ($75) + gümrük bedeli ~$325 idi. Ödemeyi yaptıktan bir kaç saat sonra kargonun gönderim için yola çıktığına dair bildirim aldım. 1-2 gün içerisinde JFK havalimanına ulaşmıştı bile. Ve tam olarak geleceğini söyledikleri gün elime ulaştı. 7 Nisan’da sipariş ettiğim bilgisayar, Nisan’ın son haftasında elime ulaştı. Hem doğrudan ABD içi gönderim yaptığım için İngiltere üzerinden yollamaya göre tasarruf etmiş oldum, hem de sınırların kapalı olması nedeniyle yaşayacağım gecikmeden kaçınmış oldum. amerikapostam.com’un verdiği hizmetten son derece memnun kaldığımı söylemeliyim.

Lemur Pro

System76 bilgisayar kutuları ürünü tamire göndermek için tekrar kullanılabilecek şekilde tasarlanmışlar.

System76 bilgisayar kutuları ürünü tamire göndermek için tekrar kullanılabilecek şekilde tasarlanmışlar.

En başta bilgisayar seçerkenki kriterlerimden bahsetmiştim. Kullandığım şirket bilgisayarları genellikle 15" ve oldukça ağırlar. Bu nedenle 13-14" boyutunda bir bilgisayar tercih ediyorum. Dürüst olmam gerekirse bu formun ne denli minyon olabildiğini unutmuşum. 😊 Fotoğraflardan çok anlaşılmasa da bilgisayarı görünce ufak çaplı bir şok geçirmedim desem yeridir.

Kıyaslamak için Dell Precision 5530 ve Lemur Pro üst üste

Kıyaslamak için Dell Precision 5530 ve Lemur Pro üst üste

Kocaman kutudan bilgisayarın dışında taşıması kolay 65W gücünde bir adaptör çıkıyor. Kablo uzunluğuyla ilgili yoğun eleştiriler alsa da ABD tipi fişi değiştirirken 3 mt’lik bir kablo tercih ederek bu problemin üstesinden geldim. Bilgisayar USB-C üzerinden de şarj olabiliyor ama kutudan çıkan adaptör barel tipinde. ~2-3 saat içerisinde tam şarj sağlıyor.

Kutudan bunun haricinde bir adet ekran silme bezi, bir kaç yapıştırma dışında bir şey çıkmıyor.

Bilgisayar ~1 kg civarında ve magnezyum kasalara benzer plastiğimsi bir yüzeye sahip. Zaman zaman çantamı kaldırırken bilgisayarı unutmuş olabilir miyim diye açıp kontrol ettiğimi itiraf etmeliyim. 😊 Zevkler elbette değişir ancak ben bilgisayarın genel olarak ucuz/basit görünmediğini ve oldukça hoş bir hissiyâtının olduğunu düşünüyorum.

Benim aldığım model şu özelliklere sahip:

  • OS: Pop!_OS 20.10 (64-bit) (tamamen şifrelenmiş disk ile)
  • CPU: 11th Gen Intel® Core i5-1135G7: Up to 4.20 GHz - 8MB Cache - 4 Cores - 8 Threads
  • Bellek: 40 GB DDR4 @ 3200 MHz
  • Disk: 500 GB PCIe Gen3 Seq Read: 2400 MB/s, Seq Write: 1750 MB/s

Bilgisayarı açar açmaz beni kurulum asistanı karşıladı. Dil/klavye seçimi, kullanıcı tanımı gibi bir kaç adım sonrası kullanıma hazır hale geldi ve açılır açılmaz da ilk güncellemeler (firmware dahil) geldi. Tüm güncellemeleri yaptım ve ilk günden bu yana gayet güzel bir şekilde çalışıyor.

Bilgisayarla ilgili genel notlarım şu şekilde:

  • Dell’de NVIDIA kartı kapatmama rağmen maksimum 3-4 saat görebiliyorum. Bu cihazda ise tüm gün şarj gerekmeden çalışabiliyorum. (henüz tam ölçüm yapmadım)
  • Zaman zaman yaptığım işe göre, fan sesini duyabiliyorum. Şu ana kadarki deneyimim; hızlı bir şekilde devreye girip en kısa sürede kapanmak üzere ayarlanmış gibi görünüyor. IDE kodu tararken ya da Windows VM (ievms) başlattığımda fan devreye girebiliyor. IDE özelinde çok uzun süre çalışıyor diyemem ama Windows VM’de aralıksız çalışıyor. Windows VM konusunda genel olarak bir sıkıntım var ancak görünüşe bakılırsa başkalarının daha farklı deneyimleri var. Bu konuda denemelere devam edeceğim.
  • Tüm incelemelerde değinildiği üzere; bilgisayarın hoparlörleri maalesef iyi değil. Tizler biraz yüksek kaldığı için müzik dinlemek için çok uygun olduğunu söyleyemem. Toplantı ya da Youtube’dan bir şeyler izlemek için fena değil.
  • Touchpad’i gayet güzel çalışıyor. Birden çok parmakla çalışma alanları arasında gezinebiliyor. GNOME 40‘ı denemek için sabırsızlanıyorum.
  • 1M 720p kamerası var ve görüntü kalitesi iyi. Cihazda sanırım Windows Hello sensörleri de mevcut; uygun bir vakitte howdy ile bir deneme yapmayı düşünüyorum. 🤞
  • Klavye ışıkları için 5 kademe var ve kendi kendine sönmüyor. İhtiyacınız yoksa sizin kapatmanız gerekiyor. Cihazda ortam ışığı sensörü olmadığı için bu konuda sanırım bir firmware düzenlemesi de gelemeyecek.
  • FHD mat bir ekrana sahip. Benim için fazlasıyla yeterli ve parlak diyebilirim. Hatta geceleri biraz fazla parlak kaldığı için fazladan kısmak için bir eklenti kurmam gerekti.
neofetch komut çıktısı (shell olarak zsh kullanıyorum bu arada)

neofetch komut çıktısı (shell olarak zsh kullanıyorum bu arada)

Son olarak; Pop!_OS’le ilgili notlarım şöyle:

  • Ubuntu tabanlı bir işletim sistemi olmasına rağmen farklı tercihler yapılan noktalar var. Örneğin GRUB yerine systemd-boot kullanıyor. Çok fazla yorum yapacak kadar konuya hakim değilim ama bu tercih sayesinde Ubuntu 21.04’ün çıkışının ertelenmesine sebep olan hatadan etkilenmiyordu.
  • Genel olarak Ubuntu’dan daha yalın ve hızlı bir deneyim sunduğunu söylemeliyim.
  • Pop Shell denen ve pencere yönetimini ızgaralara oturtan mod çalışma şeklime yeni bir şekil verdi. COSMIC ile birlikte gelecek değişiklikleri sabırsızlıkla bekliyorum.
  • Ubuntu’dan farklı olarak snap paketleri yerine flatpak tercih edilmiş. Bu konuda ciddi endişelerim vardı ancak snap entegrasyonu oldukça sorunsuz. An itibarıyla 27 flatpak, 22 snap pakedi kurmuş görünüyorum. 😊 Flatpak vs snap konusunda zaman içerisinde ayrı bir yazı hazırlamayı düşünüyorum.

Lemur Pro, kargo ve gümrük dahil bana yaklaşık olarak ₺16k civarına geldi. Benzer özelliklerdeki pek çok cihaz maalesef ₺20-30k bandında satılıyor. Cihazla ilgili şimdilik yazacaklarım bu kadar. Sorularınız varsa her zaman benimle iletişime geçebilirsiniz.